Kod adı: Matruşka

Yenişafak yazarı Yahya Bostan Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili yazısında Muharrem İnce’ye kumpas soruşturmasına da yer verdi.

Türk siyasi hayatının en zor ve meşakkatli seçimlerinden biriydi. Kamuoyu araştırmalarıyla üretilen algı Türkiye’de bir iktidar değişiminin gerçekleşeceği yönündeydi. Bunun hem iktidar hem de muhalefet tabanında bir gerilim yarattığı yazıldı, çizildi. Seçim öncesinde kaos senaryosu tasarlayanlar vardı. Bazı kesimler sonuçların maniple edileceği yönünde iddialar ortaya attı, Anadolu Ajansı ve Yüksek Seçim Kurulu hedef haline getirildi. Bu suçlama ve saldırılar seçim akşamı ve sonrasında da devam etti.

Ancak kaos senaryosu bekleyenler yanıldı. Türk milleti gelişmeleri izledi. Vakur ve soğukkanlı bir şekilde sandığa giderek reyini kullandı. Kararını verdi.

Güvenlik bürokrasisindeki bir kaynağıma “Bu süreçte çok yoruldunuz mu” diye sordum. “Bugüne kadar yaşadığım en sakin seçimdi. Daha önceki seçimlerde yaşanan münferit olayların sayısında bile azalma olduğunu gördük” dedi.

Müthiş bir olgunluk bu. Türk seçim sistemi güvenilirliğini bir kez daha kanıtlamış oldu. Türk milleti demokratik olgunluğa sahip olduğunu yeniden ortaya koydu. Seçmenler 28 Mayıs’ta ikinci tur için sandık başına gidecek. Bu kez Cumhurbaşkanı seçiminde son sözünü söyleyecek.

Seçim sathı mailinde üzücü olaylar yaşanmadı da değil. Cumhurbaşkanı adayı, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin başına gelenlerden bahsediyorum. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz. Muharrem İnce anayasanın ve demokratik kültürün kendisine verdiği seçilme hakkını kullanmak istedi. 100 bin imza toplayarak yarışmaya hak kazandı. Cumhurbaşkanı adayı oldu.

Aday olunca Millet İttifakı’nın oylarını böleceği iddiasıyla müthiş bir kampanyanın hedefi haline getirildi. Önce sosyal medya kampanyalarıyla üzerinde “Adaylıktan vazgeç” baskısı kuruldu. İnce baskılara rağmen adaylıktan çekilmeyince çok kirli bir tezgah devreye sokuldu. Muharrem Bey aleyhine hazırlanan montaj fotoğraf ve görüntüler sosyal medyada dolaşıma sokuldu.

Onurlu ve şerefli her insan böyle bir saldırıdan rahatsız olur. Gelinen noktada İnce bu çirkin kampanyaya dayanamadı ve adaylıktan çekildi. Keşke çekilmeseydi. Bu tür ahlaksız oyunlara boyun eğmesi terör örgütlerinin, kirli odakların Türk siyasetine hala müdahale edebildiği gerçeğini gözler önüne serdi. Bu Türk demokrasisi açısından büyük bir tehlikedir.

Bu memlekette Cumhurbaşkanı adayı olmuş herkesin güvenliği, hukuku Türk devletine emanettir. İnce adaylıktan çekildi ancak Türk devleti İnce’ye kurulan bu kumpasın peşini bırakmayacaktır.

Nitekim adli süreç işliyor. Şimdi bu süreçle ilgili edindiğim bazı bilgileri -soruşturmanın gizliliğine halel getirmeden- sizinle paylaşacağım.

Soruşturmayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu yürütüyor. Muharrem İnce’nin de işaret ettiği gibi saldırıların faili Fetullahçı Terör Örgütü.

Soruşturmanın odağındaki isimler FETÖ firarisi Cevheri Güven ve onunla ilişkili olan Ali Yeşildağ. İnce’ye yönelik kampanyanın fitilini bu iki ismin ateşlediği biliniyor. Soruşturma bu iki isimden başlayarak montaj görüntüleri yayan diğer isimlere yöneliyor.

Geçtiğimiz günlerde yapılan operasyonda 17 kişi için gözaltı kararı çıkarıldı. Yapılan sorgular neticesinde üç kişi mahkemece tutuklandı. Tutuklamalar montaj görüntüleri yaymak suçlamasıyla TCK 136/1-2 maddelerine göre yapıldı. TCK 136, kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişiler için iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörüyor.

Şüphelilerden Veli Koçak (Ankara Kuşu isimli hesabın bir başka yöneticisi olduğu değerlendiriliyor) hakkında suç delillerini yok etme suçlamasıyla ev hapsi kararı alındı. 6 kişi adli kontrolle, araştırma şirketi sahibi Kemal Özkiraz ise tedbir uygulanmaksızın mahkemece serbest bırakıldı. Savcılığın, tutuklanması istemiyle mahkemeye sevk edilen ancak serbest kalan tüm isimler için itiraz edeceği belirtiliyor.

Twitter’da Ankara Kuşu olarak bilinen provokatif hesabı yöneten Oktay Yaşar isimli şüpheli hakkında da yakalama kararı çıkarıldı. Şüphelinin, Demokrat Parti Kadın Kollarında üst düzey görevde olan bir partiliyle evli olduğu belirtiliyor. Yaşar bir süre sonra, Çarşamba günü yakalandı. Yakalandığında yanında avukatı, Gelecek Partisi yöneticilerinden Hasan Seymen vardı. Şüphelilerden diğer bazılarının CHP teşkilatında görev almış partililer olduğunu da vurgulayalım.

Soruşturma devam ettiği için burada duralım ve şunu söylemekle yetinelim: Ele geçen dijital deliller inceleniyor. Bulunan her yeni delil soruşturmaya yeni bir boyut, yeni bir halka ve yeni bir isim ekliyor. Bir kaynağım “Matruşka gibi bir dosya ile karşı karşıyayız. Soruşturma derinleşecek” diyor. Bakalım sonucu kime ve nereye varacak.

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir