2 bin 235 metre yüksekteki mağarada bulundu: Yeşil taşlar binlerce yıllık sırrı ortaya çıkarabilir Posted on 11 Haziran 2026 by Yusuf Arslan Deniz seviyesinden yaklaşık 2 bin 235 metre yüksekteki mağarada yapılan kazılarda farklı dönemlere ait yerleşim izleri tespit edildi. Mağaranın binlerce yıl boyunca insanlar tarafından kullanıldığı değerlendirilirken, bulunan mineral parçaları bölgede tarih öncesi dönemde metal işleme faaliyetleri yürütülmüş olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. YEŞİL MİNERALLER ARAŞTIRMACILARIN DİKKATİNİ ÇEKTİ Arkeologların en dikkat çekici bulgularından biri, mağaranın ikinci ve üçüncü yerleşim katmanlarında yoğun olarak bulunan yeşil renkli mineral parçaları oldu. Uzmanlar, bu minerallerin bakır cevheriyle bağlantılı olabileceğini ve mağaranın yalnızca geçici bir barınak değil, aynı zamanda metal işleme faaliyetleriyle ilişkili bir alan olarak kullanılmış olabileceğini değerlendiriyor. Kazılarda çok sayıda ocak kalıntısı, yanmış tortular ve farklı dönemlere ait ateş kullanım izleri de ortaya çıkarıldı. Radyokarbon analizleri, mağaradaki bazı ocakların yaklaşık 5 bin 500 ila 4 bin yıl öncesine, diğerlerinin ise yaklaşık 3 bin yıl öncesine ait olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, aynı noktaya farklı dönemlerde tekrar tekrar dönüldüğünü ve mağaranın yüzyıllar boyunca kullanıldığını belirtiyor. TARİH ÖNCESİ DAĞ YAŞAMINA YENİ BAKIŞ Çalışmayı yürüten ekip, yüksek rakımlı bölgelerin tarih öncesi toplumlar açısından yalnızca geçici geçiş noktaları olarak görülmemesi gerektiğini ifade ediyor. Mağarada bulunan zengin arkeolojik katmanlar, insanların binlerce yıl boyunca bu zorlu coğrafyaya düzenli olarak geldiğini ortaya koyuyor. Bölgedeki bulgular arasında süs eşyaları, hayvan dişlerinden yapılmış objeler ve farklı topluluklar arasındaki kültürel bağlantılara işaret eden kalıntılar da yer aldı. Bilim insanları, Cave 338’deki yeşil mineral parçalarının ayrıntılı analizlerinin sürdürülmesiyle birlikte, mağaranın Avrupa’nın en eski bakır işleme merkezlerinden biri olup olmadığının daha net anlaşılacağını belirtiyor. Şimdiden elde edilen veriler ise Pirene Dağları’nın yüksek kesimlerinin, tarih öncesi dönemde sanılandan çok daha önemli bir insan faaliyetine ev sahipliği yaptığını gösteriyor.
Related Posts
Uludağ’da Mayıs Ayında Kar Yağışı: Kar Kalınlığı 62 Santimetreye Ulaştı
Kış turizminin parlayan yıldızı Uludağ, “Beyaz Cennet” unvanıyla anılmaya devam ediyor. Bahar mevsisinin ilk günlerinde yeniden karla kaplanarak kış görüntüsüne büründü. 1 Mayıs sabahında başlayan yoğun kar yağışı, hafta boyunca etkisini artırarak sürdü. KAR KALINLIĞI 62 SANTİMETREYİ BULDU Meteoroloji verilerine göre, 1 Mayıs’ta 45 santimetreye ulaşan kar kalınlığı, sadece üç gün içinde 17 santimetre daha […]
İsrail’in Sumud Filosu’na Saldırısı: 21 Tekne Alıkonuldu, 31 Türk Aktivist Tehlikede
İsrail, Gazze Şeridi’ne insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na müdahale etti. Bu müdahale, Doğu Akdeniz’de gerginliği artıran önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Dünya medyasında yer alan haberlere göre, İsrail donanması uluslararası sularda filoya saldırmaya başladı. Müdahalenin Girit Adası açıklarında, Gazze kıyılarından uzakta gerçekleştiği bildirildi. **Gelişmelerin Ardından** İsrail Ordu Radyosu’nun kaynaklarına dayandırdığı […]
Panama’nın Altın Kurbağası, 17 Yıl Sonra Doğaya Dönüyor
Panama’nın sembolü olan Altın Kurbağa, 2009’dan bu yana ilk kez doğal yaşam alanına geri dönüyor. Smithsonian Enstitüsü’nün yürüttüğü Panama Amfibi Kurtarma ve Koruma Projesi (PARC), 17 yıllık çaba sonucunda bu önemli yeniden yerleştirme sürecini başlattı. Ancak bu süreç, hala aşılmamış bir tehlikenin gölgesinde ilerliyor. MANTAR SALGINI 2009’DA TÜRLERİ TEHDİT ETTİ Atelopus zeteki türündeki kurbağaların nüfusu, […]