29 Mayıs Cuma Hutbesi: Fetih Ruhu ve Vakıf Medeniyeti Üzerine

29 Mayıs Cuma Hutbesi: Fetih Ruhu ve Vakıf Medeniyeti Üzerine

Diyanet İşleri Başkanlığı, 29 Mayıs 2026 tarihli cuma hutbesini yayınladı. Bu hafta hutbenin konusu “Fetih Ruhu ve Vakıf Medeniyeti” olarak belirlendi. Cuma namazı öncesinde müminlere sunulacak olan bu önemli metin, fetih ruhunun ve vakıf anlayışının derinliğine vurgu yapıyor. Hutbede, “Şanlı dedelerimiz, fetih ruhunu yaşatmak ve kalıcı kılmak amacıyla her gittiği yerde vakıflar kurmuş; insanlığı, İslam’ın mesajlarıyla buluşturmak için çaba göstermiştir.” ifadeleri yer aldı. İşte 29 Mayıs 2026 tarihli hutbenin detayları.

FETİH RUHU VE VAKIF MEDENİYETİ

Değerli Müslümanlar, aziz milletimiz, yüce dinimiz İslam’ı kabul ettikten sonra hak ve adaleti sağlamak için mücadele vermiştir. Bu ulvi hedef uğruna durmadan, yorulmadan seferler düzenlemiş, zaferler kazanmıştır. Allah’ın yardımıyla birçok kalbi fethederek, pek çok yere barış ve huzur getirmiştir. Bunun için, gemileri karadan yürütmüş ve en sonunda Allah Resûlü (s.a.s)’nin müjdesine ulaşarak İstanbul’u fethetmiştir.

Kıymetli Müminler, dinimizden aldığımız fetih ruhu, sadece bir cihangirlik davası değildir. Bu ruh; Kur’an-ı Kerim’in mesajlarını, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını tüm insanlığa ulaştırma çabasıdır. Aynı zamanda, Cenâb-ı Hakk’ın “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir.” buyruğuna uyarak, adalet ve iyiliğin temsilcisi olma gayretidir. İlim ve hikmetle yükselen bir medeniyet inşa etme azmidir.

Şanlı ecdadımız, fetih ruhunu hayata geçirmek ve kalıcı kılmak amacıyla her gittiği yerde vakıflar oluşturmuş; insanları İslam’ın mesajlarıyla buluşturmak için büyük bir gayret içinde olmuştur. Peygamberimiz (s.a.s)’in “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” hadisi doğrultusunda; camiler, medreseler, hastaneler, kütüphaneler, aşevleri, köprüler ve çeşmeler inşa ederek iyilikleri kurumsal hale getirmiştir. Dinine, diline ve rengine bakmaksızın; kimsesizlerin kimsesi, yetimlerin koruyucusu, yolda kalmışların sığınağı, mazlumların umut kaynağı olmuştur.

Değerli Müminler, vakıflar, vakıf edenlerin topluma bıraktığı önemli emanetlerdir. Bizlere düşen görev, vakıf medeniyetimizi yeniden canlandırmaktır. Ecdadımızın bizlere bıraktığı muhteşem vakıf eserlerini korumak ve gelecek nesillere yeni vakıf mirasları aktarmaktır. Bu vesileyle, cennet vatanımızı bizlere emanet eden aziz ecdadımıza, şehitlerimize ve ahirete irtihal eden gazilerimize Yüce Rabbimizden rahmet niyaz ediyoruz. Cenâb-ı Hak, vakıflara öncülük edenlerden, destek verenlerden ve geleceğe taşımak için çalışanlardan razı olsun. Hutbemizi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadisiyle sonlandırıyoruz: “Kim, güzel bir işe öncülük ederse, hem kendi yaptığının sevabını hem de kendisinden sonra o işi yapanların sevaplarını alır. Üstelik onların sevaplarından bir şey eksilmez…”