Suriyeli Yazar Adnan Muhammed Mustafa Kıbrıtay, Çerkezlerin Tarihsel Sıkıntılarını Anlatıyor

Suriyeli Çerkez yazar Adnan Muhammed Mustafa Kıbrıtay, Çerkez halkının 1864 yılındaki sürgünden bu yana yaşadığı acı olayları ve travmaları kaleme alıyor. 1967 yılında İsrail’in işgal ettiği Golan Tepeleri’nde dünyaya gelen Kıbrıtay, Anadolu Ajansı’na verdiği röportajda, çocukluk ve gençlik döneminde Golan’da geçen günlerini ve lise sınavlarının ardından yaşanan çatışmaları anlattı. Savaşın patlak vermesiyle birlikte bombardıman ve zorunlu göç olaylarına tanıklık eden Kıbrıtay, “Köyler ve şehirler bombalanıyordu. Ailemle birlikte Şam’a göç etmek zorunda kaldık.” dedi.

Şam’a yerleştikten bir yıl sonra yeniden sınavlara girdiğini belirten Kıbrıtay, Suriye Hava Kuvvetleri’ne katıldığını ve Halep’teki Hava Harp Okulu’ndan mezun olarak çeşitli askeri havaalanlarında görev yaptığını aktardı. 1998 yılına kadar orduda kalan Kıbrıtay, uzun yıllar terfi etmeden emekli olduğunu söyledi. Emeklilik döneminde Çerkez tarihi üzerine araştırmalar yapmaya başladığını ifade eden Kıbrıtay, bugüne kadar yaklaşık 70 kitap yazdığını belirtti.

Çerkezlerin tarihindeki savaşlar hakkında bilgi veren Kıbrıtay, Rus İmparatorluğu ile Çerkezler arasında başlangıçta bir ittifak ilişkisi olduğunu ancak Kuzey Kafkasya’nın işgaliyle uzun süren çatışmaların başladığını vurguladı. O dönemde Çerkez nüfusunun 4 milyon, Rusya’nın ise yaklaşık 15 milyon olduğunu ifade eden Kıbrıtay, 153 yıl süren savaş sonucunda büyük bir sürgün ve katliamın yaşandığını aktardı. Yaklaşık 2 milyon Çerkez’in yaşamını yitirdiğini ve 2 milyona yakın kişinin sürgün edildiğini belirten Kıbrıtay, Karadeniz kıyılarında toplanan insanların açlık ve hastalık gibi zorluklarla karşılaştığını anlattı.

Sürgün sürecinde Osmanlı, Rus, İngiliz ve Avusturya gemilerinin kullanıldığını söyleyen Kıbrıtay, birçok geminin battığını ve binlerce kişinin hayatını kaybettiğini belirtirken, bazı Çerkez ailelerin bu travma nedeniyle uzun yıllar boyunca Karadeniz balığı tüketmemeye karar verdiğini de ekledi. O dönemde Osmanlı Devleti’nin beklenenden daha büyük bir göç dalgasıyla karşılaştığını ve ciddi açlık ve yoksulluk yaşandığını dile getiren Kıbrıtay, Çerkezlerin Balkanlar, Anadolu ve Suriye’ye dağıldığını ifade etti.

Çerkezlerin Halep, Humus, Hama, Şam, Dera, Golan, Filistin ve Ürdün’de yeni yerleşim alanları kurduğunu belirten Kıbrıtay, Ürdün’deki Amman’ın kuruluş sürecinde Çerkezlerin önemli rol oynadığını ve tarım ile hayvancılıkla bölgenin şehirleşmesine katkıda bulunduklarını aktardı. 1967’de Golan Tepeleri’nin işgaliyle Çerkezler için ikinci büyük göç dalgasının başladığını ifade eden Kıbrıtay, Kuneytra’nın yoğun bombardıman altında kaldığını ve halkın büyük çoğunluğunun bölgeyi terk etmek zorunda kaldığını belirtti.

Ayrıca, Suriye’deki 2011 sonrası iç savaşın da yeni bir göç dalgası oluşturduğunu hatırlatan Kıbrıtay, “Savaş nedeniyle Çerkezler Türkiye, Avrupa, Amerika ve diğer ülkelere göç etti. Günümüzde yaklaşık 50 ülkede Çerkez diasporası bulunmaktadır.” dedi. Kıbrıtay, askerlik yıllarında topladığı belgelerin, Çerkez sürgününün tarihine ışık tuttuğunu belirterek, bu kültürel mirasın korunması gerektiğini vurguladı.